Kanallarımızda 17 kişi sohbet ediyor

Önceki Yazıyı Okuyun

Eklenme Tarihi

10/Eylül/2016

Yorum Sayısı

0

Okunma Sayısı

212

Sonraki Yazıyı Okuyun

Vesaire Hakkında ;

Özledin mi dedi ; Tütünden sararmış ellerimi gösterdim. Anlamadı anlaşamadık...

Pardon Bayan,

Beni Sever misiniz?
Tezgâhta duran; değeri bir lira eden aynı simidi tutup,

âşık olmuştuk desem,

lan öyle aşk nerede görülmüş diyecektir çoğunuz…

Evet, öyle başlamadı bu hikâye,

bakışlarımdan rahatsız olup simidi bile almadan gitti,

alelade cebimde ki bozukluğu

soğukta elleri donmuş simitçinin avucuna bırakarak koştum peşinden,

yetiştim yanında yürümeye başladım.

Bana baktı kafasını savuşturarak,

“hayda” çattık dercesine,

ön yargısının kurbanı olmak üzereyken simidi bölüp ona uzattım,

al ya hu aynı simidi yiyince günaha girmiyorsun dedim.

Gülüverdi, gülüşü de güzeldi.

Vesaire aldı simidin yarısını, e çayları da sen ısmarla bari dedim.

Tanışıyor muyuz dedi imalı imalı, oda olur dedim.

Yani martıda yok ki kopartıp simit atsak,

romantizm olurdu diye hayıflanırcasına latife etmişti…

Aynı simidi tuttuğumuzda başlamıştı bütün hikâye farkında değildi.

Sadece güzeldi, sanırım güzelliğinin de farkında değildi.

O da bunu daha cezbedici kılıyordu…
Sonra çok âşık olduk birbirimize, olmayan martıları da bulduk, simit attık, vapura bindik…
Beni tersleyeme devam etseydi,

ön yargılarına yenilseydi,

hala her sabah o simitçiden tek başına aldığı simidi yiyor olacaktı,

güzeldi; gülüşü de kendisi de.

‘Ha’ bir de, simit artık benim için bir liradan daha değerli…